2025 Aralık
‘GÖZCÜ BEKÇİ HAYVANLAR’
Schalansky, bir zamanlar maden işçilerinin oksijen oranının düşmesine karşı uyarıcı olarak kullanılan kanarya kuşundan yola çıkarak ekoloji üzerine yeniden düşünmemizi sağlıyor. Fareler gibi denek rolü üstlenen ve neredeyse onun kadar kolay tedarik edilen küçük boyutlu kanarya kuşu, kitapta rehber gibi hizmet ediyor okura. Yazar, ‘gözcü bekçi hayvanların’ olağanüstü koşullarda vaat ettiği imkânın çözülemeyen çelişkisini de daha yakından görmemizi sağlıyor Yalpalayan Kanarya’larda.
Madenciler için ölümcül gazların varlığını insanlardan önce duyumsayan bu kuş, bir uyarı mekanizmasıdır o bir habercidir aslında:
Cumhuriyet
MMO Başkanı Yüksel, Türkiye’nin madende ithalat cenneti olduğunu söyledi ve uyardı: Bugün ucuza verenler yarın pahalıya satacak
Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel, Türkiye’nin öncelikli sorunlarından birinin sömürge madenciliği olduğunu söylüyor. Devletin madenlerden çekilmesiyle ülkenin “ithalat cenneti”ne döndüğünü vurgulayan Yüksel, “Demir ithalatında yüzde 100’e doğru gidiyoruz” uyarısında bulundu.
Soma
Ne olmuştu? SOMA 2014
YUSUF Yerkel, 13 Mayıs 2014'teki Soma maden faciasından sonra Başbakan Erdoğan bölgeye gittiğinde protestocu Erdal Kocabıyık koruma araçlarından birine tekme atmıştı. Bu hareket üzerine özel harekat polisleri Kocabıyık’ı yere yatırmıştı. O sırada arabasına binmek üzere olan Yerkel, yanına geldiği protestocuyu birkaç kez tekmelemişti. Yerkel, olayın hemen ardından ayağı incindiği gerekçesiyle "iş göremez“ raporu almıştı.
2025
Soma'da Madenci Yakını Tekmeleyen Yusuf Yerkel'e TFF, UEFA'da Görev Verdi
Birgün:
Gözaltı Çantası! Nazım Alpman
Gözaltına alınmadan önce evde yapabileceğin akıllı hazırlıklar…
* Telefon ve bilgisayarını şifrele.
* Bulut yedekleme açık olsun.
* Evde bir çantan hazır dursun.
* Bir kişiye “avukatımı ara” talimatını önceden ver.
* Evcil hayvan / yaşlı / hasta / çocuk planı yap.
1) Kimlik ve hukuki temel şeyler. Bunlar olmazsa olmaz. Genelde üzerinde bulunmasına izin verilen şeylerdir:
*Nüfus cüzdanı / T.C. kimlik kartı
*Avukatının adı ve telefonu
*Telefona el konulabileceği için ezberinde olsun, küçük bir kâğıda yazılı.
*Yakın bir kişinin telefon numarası (eş, kardeş, çocuk).
*Varsa kronik hastalık raporu / reçete fotokopisi
*Varsa düzenli kullandığın ilaçların listesi… Doz ve saat bilgisi de olsun.
Önemli not: Belgeleri asıl değil, fotokopi olarak taşımak daha güvenlidir.
Dayanışma
Ocağa kapandılar: 'Yöneten de biz olacağız'
Dün jandarmaların saldırısına rağmen işçiler geri çekilmedi ve jandarma barikatını aşarak maden sahasına girdi. Madencilerden yaklaşık 500'ü ocağa kapanma kararı alırken, vardiyası olmayan işçiler ve aileleri ise tertip alanı olarak adlandırılan bölgede bekleyişini sürdürüyor.
Sendika yönetimi, 1243 işçinin madeni işletmeye talip olduğunu duyurdu. İşçiler kendi yönetim kurullarını seçerek üretimi sürdürme iradesi ortaya koyduklarını açıkladı. Madenden yapılan açıklamada, üç aydır ödenmeyen maaşların ödenmesi, tüm tazminat ve özlük haklarının eksiksiz verilmesi gerektiği belirtildi.
İşverenin "istifa edin paranızı verelim" dayatmasının kabul edilmeyeceği, "çıkın gidin" anlayışının reddedildiği ve üretenin işçiler olduğu belirtilerek, "Yöneteceksek biz yöneteceğiz" denildi.
Dayanışma çağrıları
Çaycuma - Zonguldak
Çaycuma Çevre Gönüllüleri’nden Hakan Tosun Cinayeti Açıklaması: “Katiller ve Azmettiriciler Cezasız Kalmayacak”
Çevre Gönüllüleri tarafından yapılan açıklamada, Hakan Tosun’un 10 Ekim 2025 gecesi İstanbul Esenkent’te bir elektrik direğinin dibinde otururken motosikletli bir grubun saldırısına uğradığı hatırlatıldı.
Açıklamaya göre Tosun, sekiz dakika süren ilk saldırıda ağır darbelere maruz kaldı. Ayağa kalktığını gören saldırganların dört–beş dakika sonra yeniden olay yerine dönerek Tosun’a ölümcül darbeler vurduğu belirtildi. İkinci saldırıdan yaklaşık 10 dakika sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırılan Tosun’un beyin ölümünün gerçekleştiği ve entübe edildiği ifade edildi.
Çevre Gönüllüleri, “Buraya kadar yaşananlar bir insan cinayetidir. Ancak sonrasında yaşananlar bir hukuk cinayetidir” değerlendirmesinde bulundu.
“Deliller Toplandı, Tutuklama Yok”
Hayırdır 1850’lere geri mi döndük?
Daha kaç cenaze gerekiyor?
Daha çarpıcı olan ise kazalara ilişkin veriler.
TTK genelinde kaçak ocaklarda 2023 yılında 3, 2024 yılında 5 işçi hayatını kaybetmiş. 1992-2024 yılları arasında kaçak ocaklarda meydana gelen kazalarda (kayıtlara giren) 146 işçi; rödovanslı sahalarda ise 155 işçi yaşamını yitirmiş. Üstelik kaçak ocaklardaki yaralanmaların tam sayısı bile tespit edilemiyor.
Bu ne demek?
Bu, devletin kayıtlarına bile tam olarak girmeyen ölümler olduğu anlamına geliyor. Açık açık görmezden geliniyor. Bu, yerin altında yaşananların bir kısmının istatistiklere dahi yansımadığı anlamına geliyor. Bu, görünmeyen bir ölüm ekonomisi olduğu anlamına geliyor.
Hayırdır 1850’lere geri mi döndük? Utanmazsanız çocukları da madene sokalım!
Üstelik burada özellikle rödovans uygulamasını hatırlatmak gerekiyor.
Soma’da 301 işçinin hayatını kaybettiği maden işletmesinde de rödovans sistemi vardı. Yani kamuya ait bir sahada üretim hakkı özel bir şirkete devrediliyor; şirket belirli bir bedel karşılığında kömür çıkarıyor. Kârlılık baskısı arttıkça maliyetler kısılmaya, maliyetler kısıldıkça iş güvenliği önlemleri “esnetilmeye” başlanıyor. Üretim hedefleri, insan hayatının önüne geçiyor.
Rödovans modeli teorik olarak bir işletme yöntemi olabilir. Ancak denetimin zayıf, yaptırımın caydırıcı olmadığı, kamu otoritesinin etkin olmadığı bir ortamda bu model; iş güvenliğini tali, üretimi asli unsur haline getiriyor. Soma bunun en acı örneğiydi. 301 can bunun bedelini ödedi. Cezasızlığın cezasını işçiler hayatlarıyla ödedi, ödüyor.
Bugün hâlâ rödovanslı sahalarda yüzlerce ölüm kayda geçmiş durumda. Bu tablo bize şunu söylüyor: Sorun sadece kaçak ocaklar değil. Sorun sadece bireysel ihmal değil. Sorun; denetim zafiyeti, yaptırım eksikliği, siyasi irade yetersizliği ve insan hayatını üretim maliyeti olarak gören anlayıştır.
İncelediği TTK raporunda açıkça ifade ediliyor: Kaçak ocaklarda arama kurtarma çalışmaları TTK tahlisiye ekiplerince zor şartlar altında, güçlükle yürütülüyor. İlkel koşullar, asgari iş güvenliği önlemlerinden yoksun çalışma ortamı... Yani ölümler gerçekleşmeden önce bilinen, görülen, raporlanan bir tablo var.
Bu durumda artık “kaza” kelimesi gerçeği karşılamıyor.
Kaza; öngörülemeyen, engellenemeyen olaydır. Oysa burada sayılar var, raporlar var, tekrar eden müdahaleler var, yıllara yayılan ölümler var. Aynı ocaklara defalarca mühür vuruluyor, aynı sahalarda defalarca cenaze çıkıyor. Bu bir tesadüf zinciri değil; sistematik bir ihmaller zinciridir.
Murat Ağırıel Cumhuriyet
![]() |
| Hayırdır 1850’lere geri mi döndük? |
2026 Şubat
Kuruluş felsefesinde kültür ve sanat olan genç Cumhuriyet, temelini sağlamlaştırmak ve Osmanlı’dan devraldığı bakımsız Anadolu taşrasını kalkındırmak amacıyla “Yurt Gezileri ve Yurt Resimleri” atılımını planladı. Bu kapsamda 1938-1943 arasında her yıl on sanatçıyı görevlendiren devlet, sanatçıların görevlendirildikleri illerde her türlü gereksinimlerini karşılayacaktı. Altı yıllık süre içinde 48 ressamımız, 63 kente giderek 675 resim yaptılar. Toplanan resimler Ankara Halkevi binasında izleyicilerin beğenisine sunuldu.
PATRON - OLİGARK
Hitler’i ayakta tutanlar
Peşine yüzbinleri takan Adolf Hitler’in 30 Ocak 1933’te şansölye olarak atanmasıyla başlayan Üçüncü Reich, Nürnberg Mahkemesi’nin aldığı kararlarla 1946’da sona ermişti. Hitler’in Nazi diktatörlüğüne destek vermiş olan 42 “endüstri babası” da Nürnberg’de yargılanmıştı.ONLARSIZ HİTLER BİR HİÇTİ
Adolf Hitler, 30 Ocak 1933’te Almanya Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg tarafından Almanya şansölyesi olarak atandı. Almanya’ya el koyan Hitler ile yardakçılarının palazlanması ve 13 yıl ayakta kalması, Alman endüstrisinin “babaları” olmasaydı başarılamazdı ve Hitler bir hiçti. Nazi Almanyası’nın orduları, Flick, Krupp, Thyssen ve şürekâsı olmadan komşu ülkeleri istila edemez, savaşamazdı. Onlar sayesinde Nazi Almanyası 1942- 1944 arasında silah gücünü üçe katlamıştı. Adolf Hitler’e verilen büyük parasal destek daha 1920’li yıllarda Bavyera’da başlar. Oradan diğer Alman kentlerine, Avusturya’ya ve İsviçre’ye de sıçrar. Avrupa’ya kaçmış bazı varlıklı Rus asilleri “Bolşevik düşmanı” Hitler’e destek verirken Henry Ford da Hitler’in partisi NSDAP’ye bağışta bulunur! Aynı dönemde Mussolini yönetimindeki İtalyan faşistlerinin bile İsviçre bankaları kanalıyla milyonlarca markı Führer’e yollamış olduğu biliniyor.
ÇIKARLAR KARŞILIĞINDA DESTEK
Evet, o dönemlerde herkes çıkarları karşılığında Nazileri desteklemişti! İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin yanında oldukları için Nürnberg mahkemesinin suçlu gördüğü endüstri patronları günlerini bir zamanlar Hitler’in kaldığı Landsberg hapishanesinde geçirirler. Yeni Almanya için ortak planlarını orada yaparlar. 60 milyona yakın insanın ölümünden Hitler’e hizmet etmiş olan bu endüstri patronları da sorumludur! İngilizlerle Amerikalılar kurdurdukları Batı Almanya’ya, Sovyetler’e karşı “kale” görevini verirler. Ancak ülkenin bir an önce güçlenmesi gerekmektedir. Hitler’e hizmet vermiş olan endüstri patronları hâlâ hayattadır. Solcuları sevmeyen, politik görüşleri en sağda bu insanlar ülkeye yine gerekli oldukları için aklanırlar. Dizginler yine Flick, Krupp, Abs, Sohl ve Zangen’in elindedir...
Burhan Arpad Cumhuriyet Pazar
'Kemal Türkler Yılı'
![]() |
| S.O. (Arşiv) |
Birleşik Metal-İş, 2026 yılının 'Kemal Türkler Yılı' ilan edildiğini açıkladı
"2026 yılı boyunca Kemal Türkler'i anacak ve anlatacağız. Doğumunun 100. yılı vesilesiyle ilan ettiğimiz 'Kemal Türkler Yılı' kapsamında, sadece onu anmakla kalmayacak; aynı zamanda işçi sınıfının bugünkü sorunlarını onun mücadeleci yaklaşımı ile yeniden masaya yatıracağız. Yıl boyunca başta metal işçileri olmak üzere tüm emekçilerle, sınıf dostlarıyla bir araya gelmeyi planladığımız başlıca etkinliklerimiz şunlar olacaktır:
Akademik Sempozyumlar ve Paneller: Kemal Türkler'in sendikal anlayışı, Türkiye işçi sınıfı tarihi ve günümüz emek piyasalarındaki yapısal dönüşümlerin ele alınacağı kapsamlı oturumlar.
Belge ve Fotoğraf Sergileri: Maden-İş ve DİSK tarihine ışık tutan, Kemal Türkler'in hayatından kesitler sunan gezici ve kalıcı sergiler.
Kültürel Anma Programları ve Belgesel Gösterimleri: Genç kuşakların onun mirasıyla tanışmasını sağlayacak görsel ve işitsel etkinlikler.
Edebiyat ve Şiir Ödülleri: Emeğin ve çalışma yaşamının edebiyattaki yansımalarını desteklemek, sendikal hareket ile sanatın tarihsel bağını güçlendirmek amacıyla bu yıla özel etkinlikler planlanmıştır. Bu kapsamda verilecek 'Kemal Türkler Şiir Ödülü' önemli bir katkı olacaktır.
Yayın Çalışmaları: Kemal Türkler'in yazıları, konuşmaları ve onun hakkında kaleme alınan araştırmalardan oluşacak özel yayınların akademiye ve sendikal hayata kazandırılması. Tüm basın emekçilerini, akademi dünyasını, emekten yana olan tüm kurumları ve Türkiye işçi sınıfını, 2026 "Kemal Türkler Yılı" etkinliklerinde omuz omuza olmaya davet ediyoruz."
6 Şubat
Akdeniz limanlarında eş zamanlı grev: Liman işçileri Gazze için iş bırakıyorAkdeniz havzasında 20’den fazla limanda çalışan işçiler, İsrail’in Gazze’de Filistinlilere yönelik sürdürdüğü soykırıma karşı 6 Şubat’ta eş zamanlı greve gitmeye hazırlanıyor. Liman işçileri, hükümetleri ve liman otoritelerini İsrail’e yönelik silah sevkiyatlarına ortak olmakla suçluyor.
İtalya merkezli Temel İşçi Sendikası’nın (USB) de aralarında bulunduğu liman işçileri sendikalarının çağrısıyla örgütlenen eylem; İtalya, Yunanistan, Bask Bölgesi, Fas ve Türkiye’deki limanlarda eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek. Grevin temel hedefleri arasında silah sevkiyatlarının aksatılması, yeniden silahlanma politikalarına karşı çıkılması ve sivil ulaşım altyapısının savaş lojistiğine dönüştürülmesine itiraz yer alıyor.
USB, seferberliğin yalnızca Gazze’deki soykırıma karşı değil, aynı zamanda liman altyapısının ve savaş ekonomisinin hızlanan militarizasyonuna karşı bir yanıt olduğunu vurguladı. Sendika, bu sürecin işçi haklarını aşındırdığını ve sosyal koruma mekanizmalarını zayıflattığını belirtti.'Amaç limanları savaşın değil, barışın mekânları haline getirmek'
Birgün / Dizi
Büyük madenci grevi ve yürüyüşünün 35. yılında -1: Bir avuç kömür için bir ömür verenlerin kenti Ümit Kartoğlu Birgün
kömür madeni işçiliği de yapan Japon ressam Sakubei Yamamoto anısına...
Zonguldak Kitapları Masa Üstünde!
Zonguldak Sergi Odası’nın geleneksel masa üstü kitap sergisi 3-30 Ocak 2026 tarihlerinde açık kalacak.
“Zonguldaklı Yazarlar, Zonguldak’ı Yazanlar” başlığı altında toplanan kitaplar okurların ve araştırmacıların eski/yeni tüm kitaplarla daha kolay tanışmasını amaçlıyor.
Geleneksel sergi bu kez bir dönem kömür madeni işçiliği de yapan Japon ressam Sakubei Yamamoto anısına adandı.
Sakubei Yamamoto (1892-1984) yedi yaşındayken ailesiyle birlikte Kyushu'daki Chikuho bölgesinin kömür madenlerine çalıştı. 12 yaşında bir maden ocağı demircisinin yanında çıraklık yaptı. Daha sonra maden ocağı güvenlik görevlisi oldu ve madencilik endüstrisine dair anılarını resmetmeye başladı.
2011 yılında Sakubei Yamamoto'nun kömür madenciliği resimleri ve çizimleri UNESCO'nun Dünya Belleği programına kaydedildi.
Mithatpaşa Mah. Zübeyde Hanım Cad.19 Arı İşhanı Kat 1 (Nisa Eczanesi Üstü, Madenci Heykeli'ne 50 m.) Merkez-Zonguldak
Nedim Günsür'den E. İrem Az'a madenci portreleri: Belgesel şiirlerle büyük resme doğruNedim Günsür resim kariyerinin ilk yıllarını Zonguldak’ta geçirir. Çevresine duyarlı bir sanatçıdan bekleneceği üzere burada madencileri gözlemler. 1954 tarihli, 70/100cm boyutlarında, yani büyükçe diyebileceğimiz ve füzen ile yapılmış bu döneme ait çalışmalarından birine bakıyorum. Baretlerin altına gizlenmiş beş surat görüyorum. Madencilerin yüzlerinin neredeyse tamamını boyayan füzen karası göz aklarını iyice ön plana çıkarıyor ve bakışlarındaki duygu kolaylıkla okunuyor. Orhan Koçak’a göre onun bu dönemde sık sık farklı boyut ve malzemeler kullanarak yaptığı Madenciler adlı çalışmalarını selefleri Liman Grubu’nun toplumcu resimlerinden ayıran özellik, “fiziksel çalışmayı yüceltmek yerine emekçilerin endişe ve yabancılaşmalarını vurgulamasıdır.” Güzin Ayan K24
Madencilerin naif ressamı:
Nedim Günsur
NEDİM GÜNSUR VE MADENCİLERİN YAŞAMI...
"İlk olarak Ereğli Ortaokulu'ndaki öğretmenim olan Sayın Nedim Günsur'la başlamak istiyorum. 1955-1959 yılları arasında Ereğli'mizde öğretmenlik yaparken değerli Hocamla tanışıp öğrencisi olma şansını yakaladım.
Sayın Nedim Günsur'u size tanıtayım: 1924 yılında Ayvalık'ta doğdu. 1948 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nden mezun oldu. 10'lar grubuyla birlikte çalıştı. Bedri Rahmi Eyuboğlu ve öğrencileri Türk Kültürünün motiflerini çalışmalarında öne çıkardılar. Batı resmindeki soyut akımlarla, geleneksel motiflerimizi sentezleyerek çalışmalar yaptılar. Sayın Nedim Günsur, akademiyi birincilikle bitirdiği için Fransa Devleti'nin bursu ile Paris'e gider ve 4,5 yıl kalır. 1955-1959 yılları arasında Kdz Ereğli Ortaokulunda resim öğretmenliği yapar. 1956 yılında TBMM için 'Ereğli Limanı' tablosunu sipariş alır.
Toplumsal konuları Fransa'daki eğitimden etkilenerek naif yorumlara yakın bir tarzda işlemiştir. Ana konusu insandır, soğuk renkleri tercih eder. Dışa vurumcu tarzını zaman zaman kullanmıştır ve madencilerin yaşamı ağırlıklı konularıdır. Sayın Nedim Günsur'u 1994 yılında kaybettik, saygı ve rahmetle anıyorum."
Ressam Erdoğan Keskin Değişim














.jpg)




.webp)




























