Fotoğraf/Film Haftası
SergiOdası : Kasım/Aralık 2025 : Zonguldak : Türkiye
Ankara'ya
Doruk madencilik işçilerinin yürüyüşü 4. gününde de devam etti: ‘Yeraltında ölüm korkusu, yerüstünde ekmek kavgası’
Milletvekillerine seslenen Çakır, şöyle devam etti:
“Orada 600 milletvekilinin ne işi var ? Bu işçileri savunmayacaksanız, bu çiftçileri savunmayacaksanız, bu emekçileri savunmayacaksanız, bu yedi kat yerin altına giden madencileri savunmayacaksanız ne işiniz var sizin orada ? Gelin buyurun bu meseleyi bir an önce çözün, biz de susarız, teşekkür ederiz ancak bu işçilerin çoluğu çoçuğu evlerinde bekliyor. Bu insanlar günde 25 km yol yürüyorlar. Sizler hiç yürüdünüz mü ? Bu işçinin bir an önce meselesini çözün.”
Sergi Odası 27. Yılına Giriyor!
Sergi Odası 27. Yılına Giriyor!
26 yıldır Zonguldak’ta kültür-sanat ortamı sunan Sergi Odası 1 Mayıs 2026’da 27'inci yılına girecek.
Sergi Odası son bir yılda bir dizi fotoğraf, karikatür, seminer, sergi ve söyleşiyi konuk etti. "Salı Sineması" film gösterilerini sürdürdü. İnternet üzerinden her ay bir konuda fotoğraf sunumu gerçekleştirdi.
Geçen dönem boyunca geleneksel çalışması ‘Zonguldaklı Yazarlar, Zonguldak’ı Yazanlar” ve "Fotoğraf ve Sinema" başlığı altında topladığı yayınları masa üzerine çıkardı.
Fotoğraf/Film Haftası
2025'in Kasım ve Aralık aylarına paylaştırılan etkinlikler, Britanya (İngiltere) kömür işçilerinin 84/85 uzun grevi ve Zonguldak Kömür Havzası maden işçilerinin 90/91 uzun grevini hatırlatmak üzere düzenlendi.
Dayanışma İçin Teşekkür!
Sergi Odası, yıl boyunca süren çalışmalarına destek olan kuruluşlara teşekkür ediyor: Eğittim Sen Çaycuma Temsilciliği, Karaelmas Ressamlar Topluluğu, Zonguldak Fotoğraf Derneği, Zonguldak Belediye Kültür Merkezi, Salı Sineması Topluluğu Katılımcıları, Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı, Kilimli Halkevi, Soğuksu Öztürk Simit Fırını, Soğuksu Star Elektrik, Birgün Gazetesi, Haftalık Susma Gazetesi, Berfin Bahar Dergisi.
İNSANA SAYGI MİTİNGİ
Çektiğimiz fotoğraflar peşimizi bırakmıyor. İşçi ölümleri seni beni ilgilendirmez gibi görünür. Ancak, zamanla yarışan işçi servisinin bir öğrenci servisi ile çarpışması beklenmedik değildir. Ya da bir kuryenin hemen ulaştırmaya zorunlu olduğu kebabının altında kalmak...+İnsana Saygı Mitingi yaklaşık 25 binlik katılımla yapıldı. Peş peşe gelen ölümler çok sayıda sendikanın Zonguldak'ta buluşmasıyla sonuçlandı.+BUGÜN bol haber, bol rapor, bol istatistik, bol Allaha havale var!
F: İbrahim Akyürek
2025 Aralık
‘GÖZCÜ BEKÇİ HAYVANLAR’
Schalansky, bir zamanlar maden işçilerinin oksijen oranının düşmesine karşı uyarıcı olarak kullanılan kanarya kuşundan yola çıkarak ekoloji üzerine yeniden düşünmemizi sağlıyor. Fareler gibi denek rolü üstlenen ve neredeyse onun kadar kolay tedarik edilen küçük boyutlu kanarya kuşu, kitapta rehber gibi hizmet ediyor okura. Yazar, ‘gözcü bekçi hayvanların’ olağanüstü koşullarda vaat ettiği imkânın çözülemeyen çelişkisini de daha yakından görmemizi sağlıyor Yalpalayan Kanarya’larda.
Madenciler için ölümcül gazların varlığını insanlardan önce duyumsayan bu kuş, bir uyarı mekanizmasıdır o bir habercidir aslında:
Cumhuriyet
MMO Başkanı Yüksel, Türkiye’nin madende ithalat cenneti olduğunu söyledi ve uyardı: Bugün ucuza verenler yarın pahalıya satacak
Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel, Türkiye’nin öncelikli sorunlarından birinin sömürge madenciliği olduğunu söylüyor. Devletin madenlerden çekilmesiyle ülkenin “ithalat cenneti”ne döndüğünü vurgulayan Yüksel, “Demir ithalatında yüzde 100’e doğru gidiyoruz” uyarısında bulundu.
Soma
Ne olmuştu? SOMA 2014
YUSUF Yerkel, 13 Mayıs 2014'teki Soma maden faciasından sonra Başbakan Erdoğan bölgeye gittiğinde protestocu Erdal Kocabıyık koruma araçlarından birine tekme atmıştı. Bu hareket üzerine özel harekat polisleri Kocabıyık’ı yere yatırmıştı. O sırada arabasına binmek üzere olan Yerkel, yanına geldiği protestocuyu birkaç kez tekmelemişti. Yerkel, olayın hemen ardından ayağı incindiği gerekçesiyle "iş göremez“ raporu almıştı.
2025
Soma'da Madenci Yakını Tekmeleyen Yusuf Yerkel'e TFF, UEFA'da Görev Verdi
Birgün:
Gözaltı Çantası! Nazım Alpman
Gözaltına alınmadan önce evde yapabileceğin akıllı hazırlıklar…
* Telefon ve bilgisayarını şifrele.
* Bulut yedekleme açık olsun.
* Evde bir çantan hazır dursun.
* Bir kişiye “avukatımı ara” talimatını önceden ver.
* Evcil hayvan / yaşlı / hasta / çocuk planı yap.
1) Kimlik ve hukuki temel şeyler. Bunlar olmazsa olmaz. Genelde üzerinde bulunmasına izin verilen şeylerdir:
*Nüfus cüzdanı / T.C. kimlik kartı
*Avukatının adı ve telefonu
*Telefona el konulabileceği için ezberinde olsun, küçük bir kâğıda yazılı.
*Yakın bir kişinin telefon numarası (eş, kardeş, çocuk).
*Varsa kronik hastalık raporu / reçete fotokopisi
*Varsa düzenli kullandığın ilaçların listesi… Doz ve saat bilgisi de olsun.
Önemli not: Belgeleri asıl değil, fotokopi olarak taşımak daha güvenlidir.
Dayanışma
Ocağa kapandılar: 'Yöneten de biz olacağız'
Dün jandarmaların saldırısına rağmen işçiler geri çekilmedi ve jandarma barikatını aşarak maden sahasına girdi. Madencilerden yaklaşık 500'ü ocağa kapanma kararı alırken, vardiyası olmayan işçiler ve aileleri ise tertip alanı olarak adlandırılan bölgede bekleyişini sürdürüyor.
Sendika yönetimi, 1243 işçinin madeni işletmeye talip olduğunu duyurdu. İşçiler kendi yönetim kurullarını seçerek üretimi sürdürme iradesi ortaya koyduklarını açıkladı. Madenden yapılan açıklamada, üç aydır ödenmeyen maaşların ödenmesi, tüm tazminat ve özlük haklarının eksiksiz verilmesi gerektiği belirtildi.
İşverenin "istifa edin paranızı verelim" dayatmasının kabul edilmeyeceği, "çıkın gidin" anlayışının reddedildiği ve üretenin işçiler olduğu belirtilerek, "Yöneteceksek biz yöneteceğiz" denildi.
Dayanışma çağrıları
Çaycuma - Zonguldak
Çaycuma Çevre Gönüllüleri’nden Hakan Tosun Cinayeti Açıklaması: “Katiller ve Azmettiriciler Cezasız Kalmayacak”
Çevre Gönüllüleri tarafından yapılan açıklamada, Hakan Tosun’un 10 Ekim 2025 gecesi İstanbul Esenkent’te bir elektrik direğinin dibinde otururken motosikletli bir grubun saldırısına uğradığı hatırlatıldı.
Açıklamaya göre Tosun, sekiz dakika süren ilk saldırıda ağır darbelere maruz kaldı. Ayağa kalktığını gören saldırganların dört–beş dakika sonra yeniden olay yerine dönerek Tosun’a ölümcül darbeler vurduğu belirtildi. İkinci saldırıdan yaklaşık 10 dakika sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırılan Tosun’un beyin ölümünün gerçekleştiği ve entübe edildiği ifade edildi.
Çevre Gönüllüleri, “Buraya kadar yaşananlar bir insan cinayetidir. Ancak sonrasında yaşananlar bir hukuk cinayetidir” değerlendirmesinde bulundu.
“Deliller Toplandı, Tutuklama Yok”
Hayırdır 1850’lere geri mi döndük?
Daha kaç cenaze gerekiyor?
Daha çarpıcı olan ise kazalara ilişkin veriler.
TTK genelinde kaçak ocaklarda 2023 yılında 3, 2024 yılında 5 işçi hayatını kaybetmiş. 1992-2024 yılları arasında kaçak ocaklarda meydana gelen kazalarda (kayıtlara giren) 146 işçi; rödovanslı sahalarda ise 155 işçi yaşamını yitirmiş. Üstelik kaçak ocaklardaki yaralanmaların tam sayısı bile tespit edilemiyor.
Bu ne demek?
Bu, devletin kayıtlarına bile tam olarak girmeyen ölümler olduğu anlamına geliyor. Açık açık görmezden geliniyor. Bu, yerin altında yaşananların bir kısmının istatistiklere dahi yansımadığı anlamına geliyor. Bu, görünmeyen bir ölüm ekonomisi olduğu anlamına geliyor.
Hayırdır 1850’lere geri mi döndük? Utanmazsanız çocukları da madene sokalım!
Üstelik burada özellikle rödovans uygulamasını hatırlatmak gerekiyor.
Soma’da 301 işçinin hayatını kaybettiği maden işletmesinde de rödovans sistemi vardı. Yani kamuya ait bir sahada üretim hakkı özel bir şirkete devrediliyor; şirket belirli bir bedel karşılığında kömür çıkarıyor. Kârlılık baskısı arttıkça maliyetler kısılmaya, maliyetler kısıldıkça iş güvenliği önlemleri “esnetilmeye” başlanıyor. Üretim hedefleri, insan hayatının önüne geçiyor.
Rödovans modeli teorik olarak bir işletme yöntemi olabilir. Ancak denetimin zayıf, yaptırımın caydırıcı olmadığı, kamu otoritesinin etkin olmadığı bir ortamda bu model; iş güvenliğini tali, üretimi asli unsur haline getiriyor. Soma bunun en acı örneğiydi. 301 can bunun bedelini ödedi. Cezasızlığın cezasını işçiler hayatlarıyla ödedi, ödüyor.
Bugün hâlâ rödovanslı sahalarda yüzlerce ölüm kayda geçmiş durumda. Bu tablo bize şunu söylüyor: Sorun sadece kaçak ocaklar değil. Sorun sadece bireysel ihmal değil. Sorun; denetim zafiyeti, yaptırım eksikliği, siyasi irade yetersizliği ve insan hayatını üretim maliyeti olarak gören anlayıştır.
İncelediği TTK raporunda açıkça ifade ediliyor: Kaçak ocaklarda arama kurtarma çalışmaları TTK tahlisiye ekiplerince zor şartlar altında, güçlükle yürütülüyor. İlkel koşullar, asgari iş güvenliği önlemlerinden yoksun çalışma ortamı... Yani ölümler gerçekleşmeden önce bilinen, görülen, raporlanan bir tablo var.
Bu durumda artık “kaza” kelimesi gerçeği karşılamıyor.
Kaza; öngörülemeyen, engellenemeyen olaydır. Oysa burada sayılar var, raporlar var, tekrar eden müdahaleler var, yıllara yayılan ölümler var. Aynı ocaklara defalarca mühür vuruluyor, aynı sahalarda defalarca cenaze çıkıyor. Bu bir tesadüf zinciri değil; sistematik bir ihmaller zinciridir.
Murat Ağırıel Cumhuriyet
![]() |
| Hayırdır 1850’lere geri mi döndük? |
2026 Şubat
Kuruluş felsefesinde kültür ve sanat olan genç Cumhuriyet, temelini sağlamlaştırmak ve Osmanlı’dan devraldığı bakımsız Anadolu taşrasını kalkındırmak amacıyla “Yurt Gezileri ve Yurt Resimleri” atılımını planladı. Bu kapsamda 1938-1943 arasında her yıl on sanatçıyı görevlendiren devlet, sanatçıların görevlendirildikleri illerde her türlü gereksinimlerini karşılayacaktı. Altı yıllık süre içinde 48 ressamımız, 63 kente giderek 675 resim yaptılar. Toplanan resimler Ankara Halkevi binasında izleyicilerin beğenisine sunuldu.
PATRON - OLİGARK
Hitler’i ayakta tutanlar
Peşine yüzbinleri takan Adolf Hitler’in 30 Ocak 1933’te şansölye olarak atanmasıyla başlayan Üçüncü Reich, Nürnberg Mahkemesi’nin aldığı kararlarla 1946’da sona ermişti. Hitler’in Nazi diktatörlüğüne destek vermiş olan 42 “endüstri babası” da Nürnberg’de yargılanmıştı.ONLARSIZ HİTLER BİR HİÇTİ
Adolf Hitler, 30 Ocak 1933’te Almanya Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg tarafından Almanya şansölyesi olarak atandı. Almanya’ya el koyan Hitler ile yardakçılarının palazlanması ve 13 yıl ayakta kalması, Alman endüstrisinin “babaları” olmasaydı başarılamazdı ve Hitler bir hiçti. Nazi Almanyası’nın orduları, Flick, Krupp, Thyssen ve şürekâsı olmadan komşu ülkeleri istila edemez, savaşamazdı. Onlar sayesinde Nazi Almanyası 1942- 1944 arasında silah gücünü üçe katlamıştı. Adolf Hitler’e verilen büyük parasal destek daha 1920’li yıllarda Bavyera’da başlar. Oradan diğer Alman kentlerine, Avusturya’ya ve İsviçre’ye de sıçrar. Avrupa’ya kaçmış bazı varlıklı Rus asilleri “Bolşevik düşmanı” Hitler’e destek verirken Henry Ford da Hitler’in partisi NSDAP’ye bağışta bulunur! Aynı dönemde Mussolini yönetimindeki İtalyan faşistlerinin bile İsviçre bankaları kanalıyla milyonlarca markı Führer’e yollamış olduğu biliniyor.
ÇIKARLAR KARŞILIĞINDA DESTEK
Evet, o dönemlerde herkes çıkarları karşılığında Nazileri desteklemişti! İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin yanında oldukları için Nürnberg mahkemesinin suçlu gördüğü endüstri patronları günlerini bir zamanlar Hitler’in kaldığı Landsberg hapishanesinde geçirirler. Yeni Almanya için ortak planlarını orada yaparlar. 60 milyona yakın insanın ölümünden Hitler’e hizmet etmiş olan bu endüstri patronları da sorumludur! İngilizlerle Amerikalılar kurdurdukları Batı Almanya’ya, Sovyetler’e karşı “kale” görevini verirler. Ancak ülkenin bir an önce güçlenmesi gerekmektedir. Hitler’e hizmet vermiş olan endüstri patronları hâlâ hayattadır. Solcuları sevmeyen, politik görüşleri en sağda bu insanlar ülkeye yine gerekli oldukları için aklanırlar. Dizginler yine Flick, Krupp, Abs, Sohl ve Zangen’in elindedir...
Burhan Arpad Cumhuriyet Pazar





.jpg)



.jpg)
.jpg)
.jpg)

















.jpg)




.webp)










