Fotoğraf/Film Günleri : Photography/Film Days 2026
Kasım/Aralık : November/December 2026 : SergiOdası Zonguldak Türkiye
Fotoğraf/Film Günleri 2026 programı
Fotoğraf/Film Günleri 2026 programı hazır!
27'incı yılına giren Sergi Odası (Zonguldak) , 2026'nın Kasım ve Aralık aylarında Fotoğraf/Film Günleri'nin Üçüncüsüne hazırlanıyor.İki ay boyunca bir dizi sergi, gösteri, toplantı Sergi Odasına konuk olacak.
Hazırlanan ön programda yer alan beş konu başlığı altında toplanan filmler şöyle sıralandı:
Sinemada Sanatçı Yaşamları Van Gogh Sarısı, Factory Girl Edie, Düşlerin ve Çılgınlığın Krallığı Sinemada Fotoğrafçılar Ara Güler, Annie Leıbıvitz, James Natchwey Sinemada Balkanlar Sıradan İnsanlar, Yeraltı, Kardeş Nereye: Mübadele, Sınırlar Arasında: Bosna'da Derebeylik Var! Sinemada Edebiyat Uyarlamaları: Jane Austen Pişmanlıklar, Oliver! (Müzikal), 1984 Bizim Kentin Filmleri: Satış, Tatil, K-Ömür, Filyos'un Gözyaşları: Çaycuma Köprü Faciası.
Programda yer alan sergiler ise şöyle: 70'li Yıllar/Bir Kesit (Kemal Türkler'in Anısına!), Madenci ve Zonguldak Grevi, Sunum Masasında Karikatürist Burhan Solukçu.
Ayrıca, Sergi Odası kitap okuma grubu sinemaya uyarlanan kitapları değerlendirecek.
İlki 2024'de gerçekleşen Fotoğraf/Film Günleri, Britanya (İngiltere) kömür işçilerinin 84/85 uzun grevinin 40'ıncı, Karaelmas kömür havzası maden işçilerinin 90/91 uzun grevinin 34. yılı nedeniyle hazırlandı.
Bu yılın programı Zonguldak kent yaşamını belgeleyen fotoğrafçı Mustafa Eyriboyun ve yakın tarihte hayata veda eden fotoğrafçı Martin Parr anısına adandı.
Program 2026
Sergiler/Sunumlar:
Program 2026
Sıradan İnsanlar
Yugoslav iç savaşı, yakın Balkan tarihindeki büyük yıkımlar arasında en acı olaylara sahne olan, bir daha asla tekrarlanmaması gereken bir trajedyadır. Bir zamanlar dünyanın en saygın ülkeleri arasına girmiş koca ülke, çok kısa bir zaman içinde kendini tüketmiştir. "Sıradan İnsanlar" filmi de daha düne kadar komşu olan insanların nasıl din ve milliyet farkı gibi ilkel güdülerle birbirlerini boğazlayabileceğinin bir panoramasını sunuyor.
Yeraltı
Film, bir yer altı silah üreticisinin hikayesine odaklanır. Bu iş sırasında gerçek üstü olaylara karşıcaktır kendisi. Belgrad’da komünist Marko'nun hedeflediği ortam fazlasıyla sağlanmıştır. Marko, arkadaşı Blacky ve yoldaşlarını yeraltında bulunan bir mahzene yerleştirir. Orada silah üreteceklerdir. Markonun fikrine göre savaş sone erdiğinde ve onlar dışarı çıktıklarında yeryüzünde bir cennet karşılayacaktır herkesi. Zaman geçip de barış ilan edildiğinde yer üstünde çok şey değişir. Ama yeraltında her şey aynı şekilde devam eder. Marko yeraltındakilere faşist yönetimin tüm acımasızlığıyla hükmünü sürdürdüğünü belirterek, yeraltında silah üreten yoldaşlarına yaşamın tüm karanlığıyla devam ettiğine inandırır.
Kardeş Nereye Mübadele
“Kardeş Nereye? - Mübadele” belgeseli, 1924 Mübadelesi öncesi ve sonrası yaşanan büyük bir insanlık dramını anlatıyor. Yüz binlerce insan hiçbir şekilde onayları alınmadan, ani bir kararla yurtlarından sürülüp, hiç tanımadıkları topraklara yerleştirildiler. İki devlet arasındaki (Türkiye ve Yunanistan) 20. yüzyılın en dramatik insan değişimi anlaşması olan Lozan Antlaşması’ndaki bir madde olan “mübadele”, yarattığı travmalarla 21.yüzyılda etkisini halen sürdürmektedir.
Sınırlar Arasında: Bosna'da Derebeylik Var!
Başbakan Adnan Terziç ve BM Yüksek Komiseri Paddy Ashdown Bosna’nın Dayton Anlaşması’ndan sonraki durumu ile ilgili değerlendirmeler yapıyor. Zenitza’nın işsizleri, Saraybosna’nın şöhret arayan gençleri ve Mostar’ın iki yakası programda yer alıyor. Savaştan sonra geçen 10 yıl içinde Bosna’da neler olduğu politikacılara, aydınlara, medya ve halka bakışla ele alınıyor.
Program 2026
Jane Austen Pişmanlıklar
Yazar Jane Austen'in romantik yaşamından, romanlarından, mektup ve günlüklerinden derlenmiş tutkulu ve duygusal bir hikaye.
40'lı yaşlarına yaklaşan Jane Austen, kendi keskin gözlemlerinden derleyerek yazdığı ve pek çok kişinin de hayranlıkla okuduğu romanları geniş kitlelere yayılmıştı. Genç ve güzel yeğeni Fanny Knight umutsuz bir şekilde aşık olmuştur. Bu konuda son derece deneyimli ve bilge olan Halası Jane ona mutlu bir evlilik ve beraberlik için yol göstermeye karar verir.
Oliver! (Müzikal)
Küçük Oliver, tacize maruz kaldığı yetimhaneden bir şekilde kaçmayı başarmıştır. Yeni hayatına başladığında, birçok farklı ve ilginç karakterdeki insanla tanışmış; bu sayede yolculuğu bir maceraya dönüşmüştür. Bu sırada bir mentor tarafından yankesicilik yapmak üzere yetiştirilen bir grup çocukla tanışması, hayatının dönüm noktalarından birine doğurur. Tüm bu karmaşaların ortasında Oliver özlemini çektiği tek şeye, gerçek bir aileye kavuşabilecek midir?
Charles Dickens’ın Oliver Twist adlı, yetimhaneden kaçan bir çocuğun hayatının anlatıldığı romanından uyarlanan film; müzikleri, senaryosu ve şarkı sözleri Lionel Bart’a ait bir İngiliz müzikalidir.
1984
III. Dünya Savaşı sonrası dünyanın düzeni değişmiştir. 1984 yılında Londra artık Okyanusya isimli polis devletinin başkentidir. Faşist hükümetin Gerçek Bakanlığı için çalışan bürokratlardan biri olan Winston Smith'in görevi, farkında olmasa da tarihi gerçekleri saptırmaktır. Sıkı bir partili olan Smith, her şeyin yalan üzerine kurulu olduğunu öğrendiğinde kendisini sorgulamaya başlar. Bakanlıkta çalışan Julia ile tanışıp aşık olduğunda Aşk Bakanlığı'nın bile normal olduğu bu dünya Smith için daha da karışık hale gelecektir.
Program 2026
Satış
Güven, memleketine geri dönmüş, annesiyle beraber yaşayan bir çocuktur. Annesi işe gideceği sırada bayılır. Annesine baktığı sırada ev sahibi kira için kapıya dayanır. Bunun üzerine iş aramaya başlar. Sonra Güven iş bulamamanın çaresizliği nedeniyle, arkadaşlarının önerisi üzerine uyuşturucu satıcılığı yapmaya karar verir. Y: Ogün Mert Kurt
Tatil
Mevlüt (45) bir düğün salonunda temizlik işçiliği yapan, kızı Büşra (11) ile birlikte yaşamaktadır. Kışın soğuk bir havada Mevlüt'ün kızı Büşra evin içi yeterince ısınmadığı için ciddi bir soğuk algınlığına yakalanır ve okula gidemez hale gelir. Mevlüt bunun üzerine evine kömür ve kızı Büşra için ilaç bulmak zorundadır. Bunun Mevlüt çalıştığı düğün salonundaki müdürü İsmail Çavuş'tan bir süredir alamadığı maaşını istemek zorundadır. Y: Ogün Mert Kurt
Filyos'un Gözyaşları: Çaycuma KÖprüsü Faciası
Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde 6 Nisan 2012 tarihinde meydana gelen ve halk arasında “Çaycuma Köprüsü Faciası” olarak hafızalara kazınan olayı anlatıyor. Y: Oğuz Tosun
K-Ömür
Zonguldak’ın can damarı maden işçilerinin, Kahramanmaraş merkezli depremlerde gösterdiği cansiperane mücadeleyi ve depremzedelerin yaşadığı büyük dramı anlatıyor. Y: Gürgay Gündoğan
Program 2026
Fotoğrafçılar Bölümü:
Bir Yudum İnsan: Ara Güler
Nebil Özgentürk tarafından hazırlanan belgesel, "İstanbul'un Gözü" olarak tanınan Ara Güler'in çocukluğundan fotoğrafçılık kariyerine, dünyanın dört bir yanında çektiği tarihi karelerden sanatçı dostlarıyla anılarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.
Annie Leibovitz: Objektiften Yansıyan Yaşam
Kızkardeşinin yönetmenliğini yaptığı bu belgesel Leibovitz’in Rolling Stone’da başlayıp Vanity Fair’e doğru yol alan meslek yaşamının gelişimi, ünlülerin fotoğrafları ve dergi çekimleri yanında daha sıradan insanları çektiği “sanat” fotoğrafları arasındaki denge, Susan Sontag ile olan yakın arkadaşlığı (hatta arkadaşlıktan öte aralarındaki aşk diyelim) ve onun ölüm sürecini fotoğraflaması gibi pek çok konuya değinen ve zevkle izlenen bir yapım. https://sinemamanyaklari.com/2008/03/10/f-ankara-izlenimleri-yasama-sanati-annie-leibovitz-objektiften-yansiyan-bir-yasam/
Savaş Fotoğrafçısı: James Nachtwey
Savaş Fotoğrafçısı, Christian Frei tarafından fotoğrafçı James Nachtwey hakkında bir belgesel. Film, savaş fotoğrafçılığı alanındaki ikonik bir adamın hikayesini anlatmanın yanı sıra, savaş gazeteciliğine dahil olan herkes için ortak olan daha geniş fikir yelpazesine ve bunların kapsadığı konulara değiniyor.
2026 PROGRAM:
Van Gogh Sarısı, Belgesel
Türkiye’den 11 seçkin sanatçı ile sanat tarihçi, sanat yazarı, eleştirmen ve küratörden oluşan 25 kişilik grup, 9-16 Haziran 2008 tarihleri arasında Hollanda asıllı ressam Vincent Van Gogh'un Fransa’da resim çalıştığı yerlere giderek tutku dolu, entelektüel bir çalışma yaptılar. Gittiği, yaşadığı, resmettiği yerlere baktılar, gördüler, düşündüler, tartıştılar ve kendi tuvallerini boyadılar.
İzleyeceğiniz görüntüler, Fransa’da 9 gün süren “Van Gogh’un Peşinde, Modernizmin İzinde” başlıklı bu çalışmanın, Van Gogh'un hayatı, mektupları, fikirleri, hisleri ve özlemleriyle yoğrulmuş belgeselidir.
BELGESELDE KONUŞAN İSİMLER
A. Onay Akbaş | Özdemir Altan | Coşkun Aral | Tomur Atagök | Habip Aydoğdu | Mehmet Basutçu | Bedri Baykam | İbrahim Çiftçioğlu | Adem Genç | Ümit Gezgin | Kıymet Giray | Çetin Güzelhan | Ekrem Kahraman | İbrahim Karaoğlu | Nasuh Mahruki | Bünyamin Özgültekin | Kaya Özsezgin | Barış Sarıbaş | Ali Sirmen | Utku Varlık
Düşlerin ve Çılgınlığın Krallığı, Belgesel
Animasyonlarıyla her nesilden insanı büyülemeyi başarmış Stüdyo Ghibli’nin kapılarını aralamaya ne dersiniz? Dünyanın en saygı duyulan animasyon ustaları Hayao Miyazaki ve Isao Takahata’nın kurduğu Stüdyo Ghibli bu sefer son yapımları esnasında çekilen bu belgesel ile adeta sihir üreten bu stüdyonun mutfağına inme şansı elde ediyoruz. Bu süreç içerisinde de Miyazaki ve Takahata arasındaki arkadaşlık ve ortaklığa tanık olurken bir yandan da Miyazaki’nin bir masal kahramanından ziyade gerçek ve oldukça etkileyici bir insan olduğunu göreceksiniz.
Edie
Genç, güzel ve zengin bir parti kızı 1965’te Radcliffe’ten ayrılır ve New York’a doğru yola koyulur. Andy Warhol adında genç bir sanatçı ile tanışınca ona hayatı boyunca olmak istediği aktristi olması konusunda yardım edeceğine dair söz verir. Bir biyografi niteliğindeki film sanat dünyasında dikkat çeken Andy Warhol’a odaklanıyor. Onun stüdyo evi olan fabrikası, hayat biçimi, inişli çıkışlı ilişkileri perdeden yansırken ilgi çekici bir film olarak izliyoruz. Zaman ayrılıp, izlenmeyi hak eden bir çalışma.
2016 Mayıs
Bu anıt güneş enerjisiyle şekil değiştiriyor!
Zonguldak liman arkasında bulunan maden şehitleri anıtı görenleri şaşırtıyor. Madenci isimlerinin yazılı olduğu plastik levhalar güneşin etkisiyle şekilden şekile giriyor. Bu anıta farklı zamanlarda uğrayanlar anıtın rutubet ve tuzun da yardımıyla şekil değiştirmesi karşısında şaşkınlıklarını gizleyemiyor.
Anıta ziyarete gelenler de zaman zaman anıtın dinamik değişimine ayak uyduruyor. Kimi yakınlarının ismi yazılı olan levhaları evine götürüyor. Kimi güneş, rutubet, tuzlu su etkisiyle harekete geçen levhaları bantlarla yapıştırarak mukavemet denemeleri yapıyor.
Anıttaki son değişiklik, bir bölümü estetik dışı olan isim levhalarını geçtiğimiz Mayıs ayında yenileyen ekibin başına geldi. CHP Zonguldak Milletvekili adayı Deniz Yavuzyılmaz ve genç ekibinin "Her bir levha bir ömür demek" sloganıyla bir yıl önce yenileyip astığı sarı levhalar güneş enerjisiyle şekil değiştirmeye başladı. Neredeyse görünmez hale gelmeye başlayan isimlerin yerini sarı ve koyu kahverengi tonda levhalardan oluşan yepyeni bir anıt görüntünün alması merakla beklenmeye başlandı.
2003 yılında açılan anıt halkın her türlü interaktif katılımına da fırsat sundu. Fikir olarak, kavram olarak kökü dışarda "sosyal sorumluluk" projeleri için bulunmaz bir fırsat oldu burası. Öyle ki, maden mühendisliği bölümünden üniversite öğrencileri anıtın otlarını temizledi, çiçek ekti, levhaları parlattı, yere dökülen levhaları toplayarak farklı biçimler verdi. Böylece; devletin kurumlarının, bol solcu sendika, oda ve particilerin her yere yetişemiyeceğinin haklı mesajını da verdi. Ayrıca, yerel basın çalışanları üç kez büyük değişim geçiren bu anıtın haberlerinden yıllarca harçlıklarını çıkardı. Bu haberlere eşlik eden internet yorumlarında katılımcı yurttaşlar tarafından değişim için öfkeli öneriler sunuldu. Anıttaki sürekli değişimin önü kapanmasın diye gerçek ve sanal dünyada imza kampanyaları bile düzenlendi.
Son alınan haberlere göre, anıtın önümüzdeki günlerde açılacak Maden Müzesi'ne taşınmasından vazgeçilmiş. Sebebi ise yaz aylarında anıtta ortaya çıkacak yeni görüntülerin ziyaretçi sayısını artıracağı şeklinde açıklanmış.
Yakın kaynaklardan alınan başka bir habere göre 20. Kömür Kongresi nedeniyle şehrimize gelen konukların bu ilginç anıtı ziyareti programa son anda eklenmiş. Öneriyi, Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi Başkanı Erdoğan Kaymakçı bizzat yapmış. Anlatılanlara göre Kaymakçı, "Burnumuzun dibindeki bu anıtın yeri şehrin misafir odası sayılır" demiş.
3 Mayıs 2016
İzmir
ARA GÜLER ARŞİVİNDEN “ROMANTİKA: BİR ÖMRÜN SEYRÜSEFERİ”
M. Melih Güneş’in küratörlüğünde, tasarımını Ömer Durmaz’ın yaptığı “Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi” projesi Türkiye ve yurt dışındaki çok sayıda kişi, kurum, arşiv ve koleksiyondan bu sergi için bir araya getirilen belge, kişisel eşyalar ve görsel-işitsel kayıtların yanı sıra edebiyat, resim, heykel, fotoğraf, film ve tasarım alanlarından farklı eserleri buluşturuyor. Yaklaşık 2.125 metrekarelik alanda 15 salona yayılan sergi, Nâzım Hikmet’in yaşamını klasik bir biyografi anlayışının ötesinde, çok katmanlı bir anlatıyla ele alıyor.
“Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi”, 5 Eylül 2026 – 15 Ocak 2027 tarihleri arasında Kültürpark Atlas Pavyonu’nda ziyaret edilebilir.
bir yandan “barış” filan derken bir yandan da mesela madencilerle savaşıyor.
Çünkü, madenci ‘zenci!’
Sene 2026. Zonguldak’ta, Ereğli’de, Soma’da, Elazığ’da Fransız işgali yok. Ankara’da da. Ama o madencilerin torunları karşılarında “üniforma” buluyorlar. Neden? Hakları verilmediği, bir nevi “angarya”ya ve zincirlerine mahkum oldukları için!
Devlet (iktidar tabii) bir yandan “barış” filan derken bir yandan da mesela madencilerle savaşıyor.
Ankara’ya bir o madenden akıyor madenciler, bir şu madenden. Maden uğruna verimli toprakların, ormanların yağmalanması yetmiyor; çoğu iktidar kankası veya payandası, en azından rehinesi olan patronlar bir de işçilerin hayatını yağmalıyor.
Soma katliamında daha cesetler tam çıkarılmadan atılmış o “iktidar tekmesi” (ki bir de tokat var!) sadece Başbakan danışmanı Yusuf efendinin ayağından ibaret değildi. İki “özel” emniyetçi de eşlik ediyordu. Bakın bunu da hiç unutmayın.
“Kurtuluş” denmesi okullarda yasaklanan İstiklal Savaşı’nın bir “madenci cephesi” var oysa. Fransızlara direniş Urfa’ya “Şanlı” Antep’e “Gazi” Maraş’a “Kahraman” unvanlarını getirmişti… Ama Zonguldak ve Ereğli’nin “yiğit madencileri”ne ve tüm madencilere Cumhuriyet tarihi boyunca ya ölüm ya direniş ya da böyle acımasız sömürü getirdi.
Fransız birlikleri Zonguldak ve Ereğli’yi de işgal etmişti. Yeraltı ve yer üstü direnişini örgütleyenler, ön safta mücadele eden ve çok sayıda kayıp yani “şehit” verenler madencilerdi. Fransız askerlerin püskürtülmesi ve kömürün “Milli Mücadele”ye akması onların sayesinde oldu. Erkekler cephelere dağıldığında madenlere inen kadınları da unutmadan!
Yani adına ne derseniz deyin, “Kurtuluş”un yasaklandığı kitaplarda olsun olmasın, bu harçta madencinin alın teri de kanı da var. Savaşta da kanı var ama zaten barışta da!
Bakın bir Sovyet tarihçisi bile onlara nasıl selam durmuş: “Zonguldak’ta Yüzbaşı Cevat Rıfat Bey, Emin Bey, Murat Bey, Binbaşı Ethem Bey ve Sabri Bey komutasındaki birlikler, bütün gerilla birlikleri arasında en çok sayıda savaşçıdan oluşanlardı. Bu bölgede, çoğunluğunu Zonguldak ve Ereğli maden işçilerinin oluşturduğu 5000 savaşçı bulunmaktaydı.” (Şamsutdinov, Türkiye Ulusal Kurtuluş Savaşı Tarihi 1918-1923, Çev: Ataol Behramoğlu, Doğan Kitap)
Umur Talu T24

.jpg)



.jpg)
.jpg)











.jpg)







.jpg)


















