Film

 

Göç

‘DIŞARIDAKİLER: Bir Zamanlar Almanya’da’: Yeni Bir Göç Hikâyesi

Yapımcılığını, yönetmenliğini ve senaristliğini Ahmet Küçükkayalı’nın üstlendiği, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Proje Geliştirme ve Yapım Desteği ile hayata geçirilen DIŞARIDAKİLER: Bir Zamanlar Almanya’da filmi, vizyon için geri sayıma başladı. İzleyicide derin izler bırakmayı hedefleyen bu etkileyici yapım, 21 Ağustos’ta Türkiye’deki sinemaseverlerle buluşmasının ardından Avrupa genelinde de gösterime girerek küresel bir yolculuğa çıkacak.

Hikâyenin merkezinde, hayallerinin peşinden gitmek ve kendine yeni bir gelecek inşa etmek için her şeyi göze alan 20 yaşındaki Rıfat yer alıyor. Film, yalnızca 1980’li yıllarda Zonguldak’tan Almanya’ya uzanan o zorlu ve dönemi şekillendiren göç dalgasını anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda zamansız bir temayı merkezine alıyor.

Rıfat’ın gözünden ekrana taşınan bu yolculuk, bugün bile pek çok gencin kalbinde hissettiği o derin aidiyet arayışını, gelecek kaygısını ve ne pahasına olursa olsun kendi ayakları üzerinde durma mücadelesini evrensel bir dille beyaz perdeye aktarıyor. İzleyiciyi “Hayallerinin peşinden gitmek için ne kadar ileri gidebilirsin?” sorusuyla baş başa bırakan yapım, insan ruhunun direncini gözler önüne seriyor.

 

Belgeselci

 

Hakan Tosun cinayeti davası ikinci kez ertelendi

“İlk temas eden 3’üncü kişi Hakan’a. Daha sonra Adnan geliyor, Abdurrahman geliyor... Bir çok şüphe var. Soruşturulsun istiyoruz; ‘Hayır’ diyorlar. Delilleri sunuyoruz; değerlendirdik diyorlar ama değerlendirilmemiş oluyor. Hakikat ortada, görüyoruz. Mahkeme huzurunda da video olarak bunları gösterdik. Ne söylerlerse söylesin karşısında videolar çok açık şekilde olayın ne olduğunu bize gösteriyor. 3’üncü kişiyi niye koruyorlar noktasında net bir cevap veremiyoruz. Bunları kimler koruyor sorusunu sormak gerekir. Sadece Hakan’ın değil, yolda yürüyen bir vatandaşın da yaşam hakkını savunması gerektiği bir dava bu dava. Bu sebeple yolda güvenle yürümek isteyen herkesin bu davada adaleti talep etmesini istiyoruz."

Fransa

Fransız Gizli Servisi ajanları, fotoğrafçı Fernando Pereira'nın ölümüne neden olmuştu
 
Rainbow Warrior'ın bombalanması; bütün dünyayı şok eden ve devlet eliyle gerçekleştirilmiş bir saldırıydı. 10 Temmuz 1985'te patlayan iki bomba, Yeni Zelanda'nın en büyük şehri Auckland'da Greenpeace amiral gemisinin batmasına ve Portekizli fotoğrafçı Fernando Pereira'nın ölümüne sebep olmuştu.
 
Gece yarısından kısa süre önce; suda botun hemen yanında görülen mavi bir elektrik şimşeğini büyük bir patlama izledi. Şu anda Lahey'de yaşayan Hans Guyt olayı şöyle hatırlıyor: "Ortalık toz domandı; Fernado'nun aşağıya, kamarasına gittiğini hatırlıyorum. Bana, 'Kameralarımı alacağım.' demişti. Martini ile birlikte diğer kamaraları kontrol etmek ve içeride kalanları dışarı çıkarmak için koridor boyunca koştuk. Bu Fernando'yu son görüşüm oldu. 
O zamanlar Soğuk Savaş en yüksek noktadaydı ve beş nükleer güç –ABD, Sovyetler, Fransa, Britanya ve Çin- düzenli olarak nükleer silah denemeleri yapıyorlardı. Fransa, denemeleri Güney Pasifik'te Tahiti'nin doğusundaki bir mercan adası olan Moruroa'da yapıyordu.


Fernando Pereira'nın çektiği son fotoğraflar: