Hakan Tosun cinayeti davası ikinci kez ertelendi“İlk temas eden 3’üncü kişi Hakan’a. Daha sonra Adnan geliyor, Abdurrahman geliyor... Bir çok şüphe var. Soruşturulsun istiyoruz; ‘Hayır’ diyorlar. Delilleri sunuyoruz; değerlendirdik diyorlar ama değerlendirilmemiş oluyor. Hakikat ortada, görüyoruz. Mahkeme huzurunda da video olarak bunları gösterdik. Ne söylerlerse söylesin karşısında videolar çok açık şekilde olayın ne olduğunu bize gösteriyor. 3’üncü kişiyi niye koruyorlar noktasında net bir cevap veremiyoruz. Bunları kimler koruyor sorusunu sormak gerekir. Sadece Hakan’ın değil, yolda yürüyen bir vatandaşın da yaşam hakkını savunması gerektiği bir dava bu dava. Bu sebeple yolda güvenle yürümek isteyen herkesin bu davada adaleti talep etmesini istiyoruz."
Fotoğraf/Film Haftası
SergiOdası : Kasım/Aralık 2025 : Zonguldak : Türkiye
Belgeselci
Fransa
Fransız Gizli Servisi ajanları, fotoğrafçı Fernando Pereira'nın ölümüne neden olmuştu
Rainbow Warrior'ın bombalanması; bütün dünyayı şok eden ve devlet eliyle gerçekleştirilmiş bir saldırıydı. 10 Temmuz 1985'te patlayan iki bomba, Yeni Zelanda'nın en büyük şehri Auckland'da Greenpeace amiral gemisinin batmasına ve Portekizli fotoğrafçı Fernando Pereira'nın ölümüne sebep olmuştu.![]()
Gece yarısından kısa süre önce; suda botun hemen yanında görülen mavi bir elektrik şimşeğini büyük bir patlama izledi. Şu anda Lahey'de yaşayan Hans Guyt olayı şöyle hatırlıyor: "Ortalık toz domandı; Fernado'nun aşağıya, kamarasına gittiğini hatırlıyorum. Bana, 'Kameralarımı alacağım.' demişti. Martini ile birlikte diğer kamaraları kontrol etmek ve içeride kalanları dışarı çıkarmak için koridor boyunca koştuk. Bu Fernando'yu son görüşüm oldu.
O zamanlar Soğuk Savaş en yüksek noktadaydı ve beş nükleer güç –ABD, Sovyetler, Fransa, Britanya ve Çin- düzenli olarak nükleer silah denemeleri yapıyorlardı. Fransa, denemeleri Güney Pasifik'te Tahiti'nin doğusundaki bir mercan adası olan Moruroa'da yapıyordu.
Fernando Pereira'nın çektiği son fotoğraflar:
Dayanışma
Emeklinin sokaktan başka şansı yok
Milyonlarca emekli umudunu Temmuz zammına bağlarken öngörülen %18’lik zam, şimdiden erimeye başladı. Tüm Emeklilerin Sendikası, Emekliler Platformu ile “yaşanabilecek ücret” talebiyle 3 Temmuz’da sokağa çıkacak.
Zonguldak - Tüm Emeklilerin Sendikası'nın Ocak 2026'da günler süren eylemi:
TEMA
TEMA piknikçilerine NATO gözaltısı: TKP/ML dosyasından alındılar
Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek olan NATO zirve öncesi kentte olağanüstü hal koşulları yaşanıyor. Dün sabah saatlerinde çok sayıda eve polis baskını düzenlendi. Baskınlarda evlerin kapıları kırıldı. Hakkında gözaltı kararı verilen 241 kişiden 209'u gözaltına alındı.
Dün sabah saatlerinde gözaltına alınanlar arasında yakın zamanda TEMA Vakfı’nın düzenlediği piknikten dönerken yolda karşılaştıkları madencilerle görüşen ve aralarında emekli öğretmenlerin bulunduğu çok sayıda TEMA gönüllüsünün de olduğu öğrenildi.
TEMA Vakfı’nın 3 Haziran’da düzenlediği Nallıhan Kuş Cenneti’ne pikniğine giden 42 gönüllü dönüş yolunda Ankara’ya yürüyen Yıldızlar SSS Holding maden işçileri ile karşılaştı. Madencilerle görüştükten sonra yola çıkan gönüllüler bir süre sonra jandarma ekipleri tarafından durdurularak kimlik kontrolü yapıldığı öğrenildi.
TEMA gönüllüleri, yarın sabah Sıhhiye Adliyesi'ne sevk edilecek.
42 GÖNÜLLÜ GÖZALTINDA
Maocu teyzeler örgütü! Barış Terkoğlu Cumhuriyet
NATO Kafa
NATO ne film çeviriyor?
HOLLYWOOD OPERASYONLARI
NATO’nun, hele de ABD’nin film sektörüne doğrudan müdahil olması yeni değil. Özellikle Pentagon ve CIA’in bu konularda çok özel çalışmalar yürüttüğü, yapımcıdan yönetmene, senaristten oyuncuya her düzeyde Hollywood’a nüfuz ettiği biliniyor.
Bu konuda Türkçesi de olan iki önemli kitap var. İlki Jaques Seguela’nın Hollywood Daha Beyaz Yıkar kitabıdır (Alfa, 1991). Kitap özetle emperyalist ABD’nin kültürel hegemonya için Hollywood’u nasıl kullandığını ortaya koymaktadır. İkinci kitap ise David L. Robb’un Hollywood Operasyonları kitabıdır (Güncel Yayıncılık, 2005). Pentagon belgeleri ile yapımcı ve senaristlerle yapılmış görüşmelere dayanan kitap, ABD ordusunun Hollywood filmleri üzerinden dünyaya nasıl “sempatik” gösterilmeye çalışıldığını ortaya koymaktadır.
CIA-PENTAGON-NATO FAALİYETLERİ
CIA’in bu işleri yapmak için “Eğlence Sektörü İşbirliği” adlı birimi bile var. Bu birim sadece film sektörüne değil; gazete, dergi ve kitap alanına da “ABD emperyalizminin çıkarları” için müdahil oluyor. Sadece filmlerin ya da kitapların içeriklerini yönlendirmekle kalmıyor, doğrudan film yapılmasını ve kitap yazılmasını bile sağlıyor!
Pentagon’un bu alandaki faaliyetleri ise büyük bir endüstri oluşturmuş durumda. Öyle ki bu endüstri akademik literatürde “askeri-eğlence kompleksi” olarak isimlendirilmektedir.
NATO’nun da bu kültürel alanlara müdahil olması için birimi var: Kamu Diplomasisi Komitesi. Komite bünyesinde kamuoyu oluşturma, medya ilişkileri ve stratejik iletişim alt birimleri var.
Mehmet Ali Güler Cumhuriyet
2017 - Ankara
Madencilere ithafen bir sergiFuarın en dikkat çeken sergilerinden ‘Soyunuyoruz’ 19 genç sanatçının eserlerinden oluşuyor. Sergi, Hacettepe Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü öğrencileri tarafından madencilerin soyunma odasından esinlenerek hazırlanmış. Küratör asistanlığını üstlenen Sadık Ramazan Yılmaz, Soma faciasında gazete kupürlerinde izlenen madencilerin soyunma odalarından esinlenerek sergi hakkında “Hocamız 2014 yılında Soma faciasının haberlerinde gösterilen madencilerin soyunma odalarından esinlenerek böyle bir sergi açmayı düşündü. Üç yıllık düşünce ve projeden sonra 48 adet çöp bidonu ile beraber sergi oluşturuldu. Burada meselemiz bütün madencileri anmak ve hatırlamak. Bu sergide her sanatçı kendi hissini, duygusunu yansıtmak istedi” diyor. 2017
RESİM
ÜNLÜ RESSAM VAN GOGH’UN MEKTUPLARINDA KÖMÜR İŞÇİLERİ (MADENCİLER): “KARANLIKTAN VARILIR IŞIĞA”
Kömür taşıyan madenci kadınlar (Vincent Van Gogh, 1882)
«Kömür Madeninde» adlı küçük desen pek o kadar önemli değil, ama hiç düşünmeden çiziverdim işte onu, çünkü madende çalışan bir sürü adamlar görüyorum burda, belli niteliği olan bir topluluk bu. Gördüğün evceğiz iskele yolunun üstündedir, büyük bir atölyeye bitişik küçük bir kahvehanedir aslında, işçiler paydos saatinde oraya ekmeklerini yemeğe ve bir bardak bira içmeye gelirler.
Bir zamanlar, İngiltere’de maden ocaklarının işçileri arasında papaz olmak için dilekçe vermiştim, ama kabul edilmedi, en azından yirmi beş yaşında olmam gerektiği ileri sürüldü. Bilirsin ki, yalnız İncil’in değil, bütün Kutsal Kitabın en köklü, en esaslı gerçeklerinden biri «Karanlıkta Parlayan Işıktır».
Sabah kar altında kömür madenine giden kadın erkek madenciler gördüm; dikenli bir çit boyunca uzanan bir patikada yürürken, gölgeleri hayal meyal seziliyordu alaca karanlıkta; arkada madenin büyük yapıları ve hurda demir yığınları birer karaltı olarak süzülüyordu havada.
Marcasse dedikleri burası çevrenin en eski ve en tehlikeli madenlerinden biriymiş. Çok belâlı sayılıyor, çünkü inişte de çıkışta da boğucu havası ve grizu patlamaları, bir de yeraltında akan sular ve eski galerilerin çökmesi yüzünden birçok kazalar olurmuş bu madende. Kapkara bir yer burası, bütün çevresi de ilk bakışta donuk ve kasvetli.
https://www.cafrande.org/van-goghun-mektuplarinda-komur-iscileri-madenciler/
![]() |
İşçilerle tanışma
“Orta sınıftan gelen Van Gogh hayatında ilk kez işçilerle tanışıyordu. Bunlar cahil ve yoksul insanlardı; tehlikeli ve ağır işlerde çalışıyorlardı. Ama Van Gogh açısından onların basit yaşam tarzlarında daha büyük bir gerçeğin saklı olduğunu düşünüyordu. Ressam olduktan sonra konularını oradan seçti. Hayran olduğu Jean-François Millet gibi o da işçilerin yaşamını resme dökmek istiyordu. Bu konu onun için hep önemli oldu. Van Gogh Borinage’de kendisini etkileyen günlük sade yaşam tarzı ve kır yoksullarının yanı sıra orada “ilk kez doğa çalışmaya” başladığını söylüyordu. Van Heugten’a göre, “Madencilerin oturduğu basit kulübeler iyi bir örnek. İlk iki çiziminde bu kulübeleri konu aldı ve kariyeri boyunca bu onun için önemli bir tema oldu”






































.png)








