Fotoğraf



2026 PROGRAM:


Sanatçılar Bölümü:
Van Gogh Sarısı, Belgesel
Türkiye’den 11 seçkin sanatçı ile sanat tarihçi, sanat yazarı, eleştirmen ve küratörden oluşan 25 kişilik grup, 9-16 Haziran 2008 tarihleri arasında Hollanda asıllı ressam Vincent Van Gogh'un Fransa’da resim çalıştığı yerlere giderek tutku dolu, entelektüel bir çalışma yaptılar. Gittiği, yaşadığı, resmettiği yerlere baktılar, gördüler, düşündüler, tartıştılar ve kendi tuvallerini boyadılar.

İzleyeceğiniz görüntüler, Fransa’da 9 gün süren “Van Gogh’un Peşinde, Modernizmin İzinde” başlıklı bu çalışmanın, Van Gogh'un hayatı, mektupları, fikirleri, hisleri ve özlemleriyle yoğrulmuş belgeselidir. 
BELGESELDE KONUŞAN İSİMLER
A. Onay Akbaş | Özdemir Altan | Coşkun Aral | Tomur Atagök | Habip Aydoğdu | Mehmet Basutçu | Bedri Baykam | İbrahim Çiftçioğlu | Adem Genç | Ümit Gezgin | Kıymet Giray | Çetin Güzelhan | Ekrem Kahraman | İbrahim Karaoğlu | Nasuh Mahruki | Bünyamin Özgültekin | Kaya Özsezgin | Barış Sarıbaş | Ali Sirmen | Utku Varlık

Sergi




2016 Mayıs

           

Bu anıt güneş enerjisiyle şekil değiştiriyor!

İbrahim Akyürek, 2016
Zonguldak liman arkasında bulunan maden şehitleri anıtı görenleri şaşırtıyor. Madenci isimlerinin yazılı olduğu plastik levhalar güneşin etkisiyle şekilden şekile giriyor. Bu anıta farklı zamanlarda uğrayanlar anıtın rutubet ve tuzun da yardımıyla şekil değiştirmesi karşısında şaşkınlıklarını gizleyemiyor. 
Anıta ziyarete gelenler de zaman zaman anıtın dinamik değişimine ayak uyduruyor. Kimi yakınlarının ismi yazılı olan levhaları evine götürüyor. Kimi güneş, rutubet, tuzlu su etkisiyle harekete geçen levhaları bantlarla yapıştırarak mukavemet denemeleri yapıyor. 
Anıttaki son değişiklik, bir bölümü estetik dışı olan isim levhalarını geçtiğimiz Mayıs ayında yenileyen ekibin başına geldi. CHP Zonguldak Milletvekili adayı Deniz Yavuzyılmaz ve genç ekibinin "Her bir levha bir ömür demek" sloganıyla bir yıl önce yenileyip astığı sarı levhalar güneş enerjisiyle şekil değiştirmeye başladı. Neredeyse görünmez hale gelmeye başlayan isimlerin yerini sarı ve koyu kahverengi tonda levhalardan oluşan yepyeni bir anıt görüntünün alması merakla beklenmeye başlandı.
2003 yılında açılan anıt halkın her türlü interaktif katılımına da fırsat sundu. Fikir olarak, kavram olarak kökü dışarda "sosyal sorumluluk" projeleri için bulunmaz bir fırsat oldu burası. Öyle ki, maden mühendisliği bölümünden üniversite öğrencileri anıtın otlarını temizledi, çiçek ekti, levhaları parlattı, yere dökülen levhaları toplayarak farklı biçimler verdi. Böylece; devletin kurumlarının, bol solcu sendika, oda ve particilerin her yere yetişemiyeceğinin haklı mesajını da verdi. Ayrıca, yerel basın çalışanları üç kez büyük değişim geçiren bu anıtın haberlerinden yıllarca harçlıklarını çıkardı. Bu haberlere eşlik eden internet yorumlarında katılımcı yurttaşlar tarafından değişim için öfkeli öneriler sunuldu. Anıttaki sürekli değişimin önü kapanmasın diye gerçek ve sanal dünyada imza kampanyaları bile düzenlendi.

Son alınan haberlere göre, anıtın önümüzdeki günlerde açılacak Maden Müzesi'ne taşınmasından vazgeçilmiş. Sebebi ise yaz aylarında anıtta ortaya çıkacak yeni görüntülerin ziyaretçi sayısını artıracağı şeklinde açıklanmış.

Yakın kaynaklardan alınan başka bir habere göre 20. Kömür Kongresi nedeniyle şehrimize gelen konukların bu ilginç anıtı ziyareti programa son anda eklenmiş. Öneriyi, Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi Başkanı Erdoğan Kaymakçı bizzat yapmış. Anlatılanlara göre Kaymakçı, "Burnumuzun dibindeki bu anıtın yeri şehrin misafir odası sayılır" demiş.
 
3 Mayıs 2016



İstanbul

  

212 Photography Istanbul 2026 
Şehrin Festivali 
26 Eylül - 11 Ekim 

İzmir

ARA GÜLER ARŞİVİNDEN “ROMANTİKA: BİR ÖMRÜN SEYRÜSEFERİ”

M. Melih Güneş’in küratörlüğünde, tasarımını Ömer Durmaz’ın yaptığı “Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi” projesi Türkiye ve yurt dışındaki çok sayıda kişi, kurum, arşiv ve koleksiyondan bu sergi için bir araya getirilen belge, kişisel eşyalar ve görsel-işitsel kayıtların yanı sıra edebiyat, resim, heykel, fotoğraf, film ve tasarım alanlarından farklı eserleri buluşturuyor. Yaklaşık 2.125 metrekarelik alanda 15 salona yayılan sergi, Nâzım Hikmet’in yaşamını klasik bir biyografi anlayışının ötesinde, çok katmanlı bir anlatıyla ele alıyor.

“Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi”, 5 Eylül 2026 – 15 Ocak 2027 tarihleri arasında Kültürpark Atlas Pavyonu’nda ziyaret edilebilir.

 

bir yandan “barış” filan derken bir yandan da mesela madencilerle savaşıyor.


   Çünkü, madenci ‘zenci!’  
Sene 2026. Zonguldak’ta, Ereğli’de, Soma’da, Elazığ’da Fransız işgali yok. Ankara’da da. Ama o madencilerin torunları karşılarında “üniforma” buluyorlar. Neden? Hakları verilmediği, bir nevi “angarya”ya ve zincirlerine mahkum oldukları için!

Devlet (iktidar tabii) bir yandan “barış” filan derken bir yandan da mesela madencilerle savaşıyor.

Ankara’ya bir o madenden akıyor madenciler, bir şu madenden. Maden uğruna verimli toprakların, ormanların yağmalanması yetmiyor; çoğu iktidar kankası veya payandası, en azından rehinesi olan patronlar bir de işçilerin hayatını yağmalıyor.

Soma katliamında daha cesetler tam çıkarılmadan atılmış o “iktidar tekmesi” (ki bir de tokat var!) sadece Başbakan danışmanı Yusuf efendinin ayağından ibaret değildi. İki “özel” emniyetçi de eşlik ediyordu. Bakın bunu da hiç unutmayın.

 “Kurtuluş” denmesi okullarda yasaklanan İstiklal Savaşı’nın bir “madenci cephesi” var oysa. Fransızlara direniş Urfa’ya “Şanlı” Antep’e “Gazi” Maraş’a “Kahraman” unvanlarını getirmişti… Ama Zonguldak ve Ereğli’nin “yiğit madencileri”ne ve tüm madencilere Cumhuriyet tarihi boyunca ya ölüm ya direniş ya da böyle acımasız sömürü getirdi.

Fransız birlikleri Zonguldak ve Ereğli’yi de işgal etmişti. Yeraltı ve yer üstü direnişini örgütleyenler, ön safta mücadele eden ve çok sayıda kayıp yani “şehit” verenler madencilerdi. Fransız askerlerin püskürtülmesi ve kömürün “Milli Mücadele”ye akması onların sayesinde oldu. Erkekler cephelere dağıldığında madenlere inen kadınları da unutmadan!

 

Yani adına ne derseniz deyin, “Kurtuluş”un yasaklandığı kitaplarda olsun olmasın, bu harçta madencinin alın teri de kanı da var. Savaşta da kanı var ama zaten barışta da!

 Bakın bir Sovyet tarihçisi bile onlara nasıl selam durmuş: “Zonguldak’ta Yüzbaşı Cevat Rıfat Bey, Emin Bey, Murat Bey, Binbaşı Ethem Bey ve Sabri Bey komutasındaki birlikler, bütün gerilla birlikleri arasında en çok sayıda savaşçıdan oluşanlardı. Bu bölgede, çoğunluğunu Zonguldak ve Ereğli maden işçilerinin oluşturduğu 5000 savaşçı bulunmaktaydı.” (Şamsutdinov, Türkiye Ulusal Kurtuluş Savaşı Tarihi 1918-1923, Çev: Ataol Behramoğlu, Doğan Kitap)

 

 Umur Talu   T24 

Ankara

 

Doruk Madencilik işçileri direnişin 8'inci gününde Kuğulu Park'ta: Madenciler yarın TBMM'ye yürüyecek

Ankara - Ulus

      

 
 
Doruk Madencilik işçilerinin oturma eylemi sürüyor: 'Biz daha ne yapalım, kendimizi mi yakalım?'

Film

 

Göç

‘DIŞARIDAKİLER: Bir Zamanlar Almanya’da’: Yeni Bir Göç Hikâyesi

Yapımcılığını, yönetmenliğini ve senaristliğini Ahmet Küçükkayalı’nın üstlendiği, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Proje Geliştirme ve Yapım Desteği ile hayata geçirilen DIŞARIDAKİLER: Bir Zamanlar Almanya’da filmi, vizyon için geri sayıma başladı. İzleyicide derin izler bırakmayı hedefleyen bu etkileyici yapım, 21 Ağustos’ta Türkiye’deki sinemaseverlerle buluşmasının ardından Avrupa genelinde de gösterime girerek küresel bir yolculuğa çıkacak.

Hikâyenin merkezinde, hayallerinin peşinden gitmek ve kendine yeni bir gelecek inşa etmek için her şeyi göze alan 20 yaşındaki Rıfat yer alıyor. Film, yalnızca 1980’li yıllarda Zonguldak’tan Almanya’ya uzanan o zorlu ve dönemi şekillendiren göç dalgasını anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda zamansız bir temayı merkezine alıyor.

Rıfat’ın gözünden ekrana taşınan bu yolculuk, bugün bile pek çok gencin kalbinde hissettiği o derin aidiyet arayışını, gelecek kaygısını ve ne pahasına olursa olsun kendi ayakları üzerinde durma mücadelesini evrensel bir dille beyaz perdeye aktarıyor. İzleyiciyi “Hayallerinin peşinden gitmek için ne kadar ileri gidebilirsin?” sorusuyla baş başa bırakan yapım, insan ruhunun direncini gözler önüne seriyor.

 

Belgeselci

 

Hakan Tosun cinayeti davası ikinci kez ertelendi

“İlk temas eden 3’üncü kişi Hakan’a. Daha sonra Adnan geliyor, Abdurrahman geliyor... Bir çok şüphe var. Soruşturulsun istiyoruz; ‘Hayır’ diyorlar. Delilleri sunuyoruz; değerlendirdik diyorlar ama değerlendirilmemiş oluyor. Hakikat ortada, görüyoruz. Mahkeme huzurunda da video olarak bunları gösterdik. Ne söylerlerse söylesin karşısında videolar çok açık şekilde olayın ne olduğunu bize gösteriyor. 3’üncü kişiyi niye koruyorlar noktasında net bir cevap veremiyoruz. Bunları kimler koruyor sorusunu sormak gerekir. Sadece Hakan’ın değil, yolda yürüyen bir vatandaşın da yaşam hakkını savunması gerektiği bir dava bu dava. Bu sebeple yolda güvenle yürümek isteyen herkesin bu davada adaleti talep etmesini istiyoruz."

Fransa

Fransız Gizli Servisi ajanları, fotoğrafçı Fernando Pereira'nın ölümüne neden olmuştu
 
Rainbow Warrior'ın bombalanması; bütün dünyayı şok eden ve devlet eliyle gerçekleştirilmiş bir saldırıydı. 10 Temmuz 1985'te patlayan iki bomba, Yeni Zelanda'nın en büyük şehri Auckland'da Greenpeace amiral gemisinin batmasına ve Portekizli fotoğrafçı Fernando Pereira'nın ölümüne sebep olmuştu.
 
Gece yarısından kısa süre önce; suda botun hemen yanında görülen mavi bir elektrik şimşeğini büyük bir patlama izledi. Şu anda Lahey'de yaşayan Hans Guyt olayı şöyle hatırlıyor: "Ortalık toz domandı; Fernado'nun aşağıya, kamarasına gittiğini hatırlıyorum. Bana, 'Kameralarımı alacağım.' demişti. Martini ile birlikte diğer kamaraları kontrol etmek ve içeride kalanları dışarı çıkarmak için koridor boyunca koştuk. Bu Fernando'yu son görüşüm oldu. 
O zamanlar Soğuk Savaş en yüksek noktadaydı ve beş nükleer güç –ABD, Sovyetler, Fransa, Britanya ve Çin- düzenli olarak nükleer silah denemeleri yapıyorlardı. Fransa, denemeleri Güney Pasifik'te Tahiti'nin doğusundaki bir mercan adası olan Moruroa'da yapıyordu.


Fernando Pereira'nın çektiği son fotoğraflar:

28 Haziran 2026

Zonguldak Madenci Heykeli

Heykeltıraş Prof. Dr. Tankut Öktem 






F: İbrahim Akyürek

Dayanışma

 

Emeklinin sokaktan başka şansı yok
Milyonlarca emekli umudunu Temmuz zammına bağlarken öngörülen %18’lik zam, şimdiden erimeye başladı. Tüm Emeklilerin Sendikası, Emekliler Platformu ile “yaşanabilecek ücret” talebiyle 3 Temmuz’da sokağa çıkacak.
Zonguldak - Tüm Emeklilerin Sendikası'nın Ocak 2026'da günler süren eylemi:



























F: İbrahim Akyürek  <>  67sergi@gmail.com